© 2017 

  • Facebook Social Icon
  • Instagram Social Icon

For any questions you have, you can reach me here:

Hastaneler kavşağı, Yeni baraj mah. 68023 sokak, No:1 Kat:2 Daire:4

Selahattin Sulular apt. B blok

Seyhan/Adana

(Adana Devlet Hastanesi karşısı)

Randevu almak için:

0546 420 00 96

Uzm. Klinik Psikolog Ebru Özkurt Topçu

 

Okul Başarısında Ailenin Rolü

Aile, çocuğun dünyaya gelmesiyle fizyolojik olarak çocuğun gelişimi başta olmak üzere duygusal ve davranışsal alanlardaki büyümesinde de önemli rol oynamaktadır. Ebeveynlerin karşıladığı; beslemek, korumak gibi yaşamsal ihtiyaçlar ile sevme, sevilme, değerli hissetme gibi duygusal ihtiyaçlarının da karşılanmasıyla çocuk yaşadığı dünyaya uyum sağlar. Bu gelişim ve dünyaya hazırlık ve alışma sürecinde çocuğu yetiştiren ebeveynler; sözel olarak öğretilerini aktarmanın yanı sıra; kendi sergiledikleri davranışları ve alışkanlıklarıyla da örnek teşkil ederler.

 

Eğitim-öğretimin başladığı anaokulundan itibaren, çocuklar aile dışındaki dış çevreye ilk adımlarını atmış olurlar. Aile içinde öğrendikleri; sosyal ilişkiler, davranış kalıpları ve kendilerini ifade edebilme yollarını bu ortamda sergilerler. Çocuk, sosyalleşmeyi, kendini ifade edebilme ve uyum sağlayabilme yeteneğini okuldan önce aile ortamında prova etmiş olmalıdır. Çocuklar, ebeveynlerin birer aynası gibidir; evdeki ortam, ebeveyn tutumları çocukların davranışlarında yansıma bulur. Dolayısıyla çocuk sosyal ilişkileri aile içinde deneyimlerken; ebeveyn olarak ona söyleyerek öğretmek istedikleriniz kadar sergilediğiniz davranışların da öğrenilmiş olduğu unutulmamalıdır.

 

Aile içi ilişkiler ile başlayarak ilişki kurmayı öğrenen çocuk; okulda arkadaşlıkları ve öğretmenleriyle olan bağlar çocuğun sosyal çevresini oluşturur. Çocuğun içinde bulunduğu sosyal ortam; zihinsel, duygusal ve davranışsal durum üzerinde önemli rol oynar.

 

Ailede ilk adımların atıldığı ve provası yapılan sosyalleşme; ev ortamı dışında okul ve sosyal çevre ile devam eder. Çocuğun sosyalleşme sürecinde kendini tanıma, anlama ve kendine yönelik beklenti oluşturabilme ve bu beklenti doğrultusunda çabalayabilme arzusu duymasına olanak sağlar. Çocuğun bu aşamaları yaşamasına fırsat veren ebeveynler; çocuklarının kendi yeterlilik duygusuna sahip olmalarına da katkı sağlar. Bir çocuk, kendi isteklerini ortaya koyabilme, istemediklerini ifade edebilme, kendi seçimlerini yapabilme özgürlüğü ile yetiştirildiğinde; yeterli ve değerli olma duyguları da gelişerek büyüyecektir.

‘’Henüz çok küçük beceremez’’ ‘’Yapamazsın’’  ‘’Sen bilmezsin’’ ‘’Başaramaz’’ gibi cümleler; yetişkinler tarafından çocuklara yaygın olarak kullanılır.

-Otomatik olarak yapamayacaklarına, başaramayacaklarına dair olan inanç, çocukların potansiyelini keşfetmesine yüksek oranda engel olduğunu biliyor muydunuz?

-Evet, doğru; belki o anda yapamayacağını söylediğiniz şey çocuğunuzun gelişimsel kapasitesinin üstünde olabilir. Ancak yapamazsın diyerek elinden almak yerine yaşına uygun ve başarabileceği kadarını görev olarak verip kendini gerçekleştirmesine imkan tanımak gerekiyor.

-Evet, belki çocuğunuzun yaptığı şekli mükemmel olmayacaktır, sizin yapabileceğiniz gibi tabi ki olamayacaktır ANCAK izin verdiğinizde çocuğunuza ‘’yapabilirim’’ ‘’yeterliyim’’ duygusunun gelişimini desteklemiş olacaksınız.

Örneğin; yemek hazırlarken çocuğunuz size yardım etmek istediğinde ‘’sen yapamazsın daha küçüksün’’ diyerek reddetmemek çok önemlidir. Mutfakta çocuğunuzun yaşına uyacak şekilde görevler verebilirsiniz. Böyle bir durumda çocuğun onaylanması, yeterli hissetmesi, yapabileceği inancını ve güvenini ebeveyninden alarak kendi değerini keşfetmesini sağlar.

Çocuğunuz talep etmeye başladığından itibaren kendi giyecek kıyafetlerini, saçına takmak istediği aksesuarını çocuğuna seçtirebilirsiniz. Size(ebeveynine) göre uyumsuz renk cümbüşü, alakasız görünebilir ancak çocuğunuza fikrinizi iletin; bu seçtiklerini giyersen daha uyumlu olabilir; ancak sen kararını ver, hangisini istiyorsan giyebilirsin’’ şeklinde kendi fikrinizi iletebilirsiniz. Uyumsuz giyindiği için, diğer veliler sizi yargılayabilir; ancak çocuğunuzun kendini gerçekleştirdiğini kendi yeterlilik duygusunun gelişimi için yargılayıcı bakışları önemsememelisiniz.

‘’Çocuğum böyle istedi, böyle giyindi.’’ Ona seçme özgürlüğü verirken aynı zamanda da çocuğunuza kendi sınırlarını da öğretiyor oluyorsunuz.

Onun giyineceği, takacağı, kullanacağı hayatındaki her detayı ebeveyni olarak siz veriyorsanız; büyüdüğünde kendi kararlarının sorumluluğunu almasını bekleyemezsiniz. Birçok aile okul başarısızlığından yakınırken aslında okul yıllarına kadar çocuğa sorumluluk vermediklerinin farkında değildir.

Yeterlilik duygusu gelişen çocuk yaşamında da, okulda akademik olarak ta daha başarılı olmaktadır.

Ebeveynleri tarafından kendi kendine yetebilmeyi öğrenen ve bu duygusu desteklenen çocuk; okulda da sosyal ilişkilerinde sınıfta uyum ve ders ve okul ile ilgili çalışmalarının sorumluluğunu istekle alacaktır.

Kendi seçimlerini yapabilen, kendi alanını(odasını) oyuncaklarını, kıyafetlerini kendisine göre düzenlemeyi öğrenmiş olan çocuklar; okul süreçlerinde de kendi çantalarını ve ders materyallerini kendiliğinden düzenler; gereken çalışmayı ebeveynin zorlaması olmadan tamamlar.

Okuldaki başarıyı yalnızca sınıf içindeki katılımı ve ders başarısıyla odaklamamalıyız. Sınıf içi ve dışındaki etkinliklerde, arkadaş ve öğretmenleriyle iletişim yolları ve aktif katılımı ‘’başarı’’ kavramına dahil düşünülmelidir. Çocuğun sosyal ortamında, mutlu, güvende ve aktif olması; o ortamı sevmesine ve kendi isteğiyle hareket etmesini rahatlıkla kendini ortaya koyabilmesini sağlar. Bu güveni hissetmesinin temeli; doğumundan itibaren anne-baba tutumuna, onlardan aldığı özellikle sözsüz mesajlarla (beden dili, göz teması, yüzündeki duygu ifadesi) ve ihtiyaçlarını anlama ve karşılama ile oluşturulur. Çocuğun ailesinden aldığı (hissettiği) güven duygusuyla ‘’kendi özdeğeri ve güveni’’ şekillenir.

Bu yönde yapılan araştırmalar da göstermektedir ki; çocuğun başarabileceğine dair yeterli kapasiteye ve yeteneğe sahip olduğu düşüncesi, okul başarısını arttırmaktadır. Yani ‘’yeterliyim’’, ‘’istersem, çalışırsam başarabilecek güce sahibim’’ diye düşünen çocukların okulda ders katılımları, gerekli faaliyet ve sorumlulukları kendi arzularıyla ve daha yüksek performans sergileyerek aktif olmalarına olumlu katkı sağlıyor.

 

Birçok ebeveyn tutumu vardır; yaşa ve koşullara göre kimi zaman otoriter, kimi zaman çok anlayışlı, kimi zaman aşırı kuralcı, kimi zaman kuralları esneten bir tutum sergileyebilir; önemli olan nokta çoğunlukta ve tutarlı davranışlarınızın hangi tutumda olduğudur.

 

Çocuğun bağımsızlığını ve bireyselliğini önemseyen bir tutum sergilemek önemlidir. Sağlıklı olan, çocuklar ile iletişimde olan yalnızca fizyolojik değil duygusal ihtiyaçlarına da kulak verebilmek gerekir. Bu yönde yaklaşımlar sergileyen ailelerde büyüyen çocuklar sorumluluk sahibi ve bağımsız ve kendilerine yetebilen bireyler olabilmektedir. Çocukluk dönemlerinde de yetişkinlikte de sosyal beceri ve yeterlilik duygusu gelişmiş olurlar ve okuldaki başarı performansları yükselmektedir.